“Her Şeye Rağmen Hayat Devam Ediyor.” İşcan Çalışıyor
- matbaadijital dergisi
- 1 gün önce
- 3 dakikada okunur

İşcan Yönetim Kurulu Başkanı Turan İşcan:
“Her Şeye Rağmen Hayat Devam Ediyor.” İşcan Çalışıyor
“2025 hepimizi ürkek ve temkinli kıldı. 2026 ise pembe hayaller yılı olmayacak. Ayakta kalmanın yolu; doğru strateji, doğru makine ve doğru iş ortaklarıyla yol almaktan geçiyor.”
Sektörü genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? 2025 sizin açınızdan nasıl bir yıl oldu?
2025 yılı hem ülkemiz hem de dünya için oldukça zor geçti. Açık konuşmak gerekirse, hepimizi “tel üstündeki kuş” gibi titrek ve ürkek hale getirdi. Normal şartlarda kuş telde durmaz, uçar. Ama içinde bulunduğumuz ekonomik, politik ve küresel şartlar maalesef iş dünyasını daha temkinli, daha içe kapanık bir psikolojiye sürükledi.
Bu dönemde yapılabilecek en doğru şey, dış faktörleri kontrol etmeye çalışmak yerine işimize dört elle sarılmak oldu. Biz de bunu yaptık. Sabırla, dikkatle ve özenle süreci yönettik. 2025’in sonunda geleceğe baktığımızda çok parlak bir ufuk görmüyoruz; ancak bu, mücadeleden vazgeçeceğimiz anlamına da gelmiyor.

2026 yılına dair beklentileriniz neler? Ekonomik ve sektörel tabloyu nasıl görüyorsunuz?
Açık söylemek gerekirse, 2026’da çok mutlu ve toz pembe bir tablo beklemiyoruz. Seçim yok, para politikalarında ciddi bir gevşeme beklentisi yok. Aksine, enflasyonla mücadele kapsamında sıkı para politikalarının daha da sertleşerek devam edeceğini düşünüyoruz. Devletin piyasaya ciddi bir kaynak aktaracağına ya da sektörlere geniş çaplı destekler sunacağına dair gerçekçi bir beklenti içinde değiliz. Dolayısıyla firmaların bu gerçeği kabul ederek hareket etmesi gerekiyor. 2026, ayakta kalma reflekslerinin, doğru hamlelerin ve risk yönetiminin yılı olacak.
Bu belirsizlik ortamında firmalar nasıl bir strateji izlemeli?
Bugün dünyamız çok hızlı kabuk değiştiriyor. Jeopolitik riskler, demografik değişimler, iklim sorunları ve küresel sektör kaymaları artık kapımızda değil, hayatımızın içinde. Eskiden bu kadar hissetmiyorduk, şimdi birebir yaşıyoruz.
Firmalar bu riskleri görüyor mu ve buna karşı bir strateji geliştiriyor mu?
Bizim sektörümüz siparişe dayalı çalışan bir sektör. İhtiyaç varsa üretim var, ihracat varsa talep var. Bu nedenle doğru müşterilerle çalışmak, finansal yapıları iyi analiz etmek ve yanlış ata oynamamak her zamankinden daha önemli.
Makine yatırımları ve satış tarafında 2025 nasıl geçti?
Makine adedi bazında satışlar her yıl biraz daha azalıyor; ancak işlem hacminde dramatik bir düşüş yok. Biz de bu süreçte kabuk değiştirdik. Eskiden çok tercih etmediğimiz takaslı satış modellerine yöneldik. Ancak bu takasları ancak yeniden değerlendirebileceksek ve müşteriye sorunsuz ikinci el makine sunabileceksek kabul ediyoruz. Bugün piyasalar adeta kilitlenmiş durumda. Herkes makinesini yenilemek istiyor ama ikinci el pazarında satış yapmak da giderek zorlaşıyor. Yurtdışı alternatiflerini araştırıyoruz; Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Balkanlar gündemimizde ancak 2025’te olduğu gibi 2026’da da bu pazarlarda hızlı bir büyüme beklemiyoruz.
Ürün gruplarınız ve uzmanlık alanlarınızdan bahseder misiniz?
Biz baskı sonrası çözümlerinde özellikle kesim makineleri konusunda uzman bir firmayız. Fuarda ilk kez sergilediğimiz yeni nesil kesim makinemiz bunun en net göstergesi. Bunun yanında laminasyon makineleri ve sert kapaklı kutu çözümleri en çok satışını yaptığımız ürün grupları arasında yer alıyor.
Son 10 yıldır üzerinde durduğumuz fleksografik baskı makineleri tarafında da geçtiğimiz yıl hatırı sayılır satışlar gerçekleştirdik. Yani zor şartlara rağmen boş durmadık. Ayrıca yerli imalatı da göz ardı etmedik. Sensörlü makinelerle makine parkımızı güçlendirdik. Henüz dünya çapında iddialı olduğumuz bir ürün ortaya koyduğumuzu söyleyemem ama önümüzdeki yıl bu konuda somut adımlar atmak istiyoruz.

Ambalaj ve etiket sektörünü diğer sektörlerle kıyasladığınızda nasıl bir tablo görüyorsunuz?
Tekstil ve metal gibi sektörlere baktığımızda çok daha sert bir daralma görüyoruz. Buna karşılık matbaa, karton ambalaj ve etiket sektörü görece daha dirençli kaldı.
Eskiden “aman müşteri kaçmasın” diye yapılan zararına işler artık sorgulanıyor. Firmalar “kar etmiyorsam neden bu işi yapayım?” noktasına geldi. Bu da sektörün olgunlaştığını gösteriyor. Özellikle etiket sektörü son yıllarda ciddi bir dönüşüm yaşadı. Yeni teknolojiler, makine yatırımları ve kalite artışı sayesinde bugün Türk etiket firmaları yabancı rakipleriyle rahatlıkla rekabet edebiliyor. Hatta bazı alanlarda onları geride bırakıyor. Bu bizim için gurur verici bir gelişme.
İhracat ve sektörel örgütlenmeler konusunda ne söylemek istersiniz?
Açıkça söylemek gerekirse, ihracat önündeki bürokratik engeller hâlâ çok ciddi bir problem. İkinci el bir makineyi yurtdışına göndermek için istenen evraklar kabul edilebilir değil. Burada meslek birliklerine ve derneklere çok iş düşüyor. Kendi aramızda yemeklerde buluşmak yerine, merkezi idareyi zorlamamız, taleplerimizi ısrarla iletmemiz gerekiyor. Devlet yönlendirilmeye ihtiyaç duyar; bunu da sektör temsilcileri yapmalıdır. Ayrıca Türk iş insanlarının vize ve fuar katılımlarında yaşadığı sıkıntılar da ihracatın önündeki büyük engellerden biri. Buna rağmen vazgeçmemeliyiz.
Son olarak sektöre ve yatırımcılara mesajınız nedir?
Biz her zaman sahada olan, fuarlara katılan, sosyal medyada ve sektörel mecralarda görünür bir firmayız. Yatırım yapmak isteyen herkesin yolu bir şekilde bize düşüyor.
Benim tavsiyem şu:Yanlış rehberlerle, kulaktan dolma bilgilerle yatırım yapılmasın. Doğru makine, doğru ihtiyaç ve doğru bütçe dengesi kurulmalı.
2025 için bir sloganımız vardı:“Her şeye rağmen hayat devam ediyor.”
Bu sloganı 2026’da da aynen sürdüreceğiz. Zorluklar olabilir, darboğazlar yaşanabilir ama hayat ve ticaret devam ediyor. Biz de doğru yönlendirmelerle, doğru makinelerle ve güvene dayalı ticaret anlayışıyla yolumuza devam edeceğiz.






